24 Temmuz'dan bu yana ülkede süren şiddet sarmalı son haftada farklı bir boyuta geçti. 6 Eylül akşamı Dağlıca'dan gelen acı haberle ülke yasa boğuldu. 16 şehit verilmişti. Aslında uzun süredir neredeyse her gün şehit haberi vardı ama tek seferde bu kadar şehit verilmesi ülkeyi yasa boğdu. Arkasından da Iğdır'da 13 şehit verildi ve tepki yayıldı. Kaçınılmaz olarak milliyetçi hassasiyet de dürtüldü ve toplu eylemler başladı.
Barışçıl yürüyüşler şeklinde bir tepki konsa yeterli olacakken birtakım çevreler tarafından olay şiddetli bir boyuta taşındı. Hedefte ise savaşan taraflar, yani devlet yada PKK yoktu. Hedef maalesef Kürt vatandaşlardı. Güney illerinde doğuya giden otobüslere saldırılar oldu. Ülke çapında belli bölgelerde Kürt vatandaşların iş yeri veya evleri zarar gördü. Sadece Kürt olduğu için lince uğrayan insanlar gördük. Ayrıca, PKK'nın şiddetli terör eylemlerini defalarca lanetlemiş HDP'nin ülke çapında 100 üzerinde merkezine saldırı oldu. Şehit haberleri ve savaş sürecinin ülkede yarattığı kaotik acı yetmezmiş gibi ülkemiz yıllarca utançla anılacak bir 3 gün geçirdi. Aslında bu üç güne '7-8-9 Eylül Pogromu' diyebiliriz. Sonuçta şiddet bütünü belli bir etnik kökeni hedef aldı. Bu 3 günlük olaylar bütünü 1955'te yaşanan 6-7 Eylül Olayları'na ve 9 Kasım 1938'de Almanya'da yaşanan 'Kristallnacht/Kristal Gece'ye benzetildi.
Biz ileride toplumsal alanda birbirimizin yüzüne bakmak istiyorsak bu ırkçılığa varan eylemlere ve düşüncelere prim vermemeli, amasız kınamalıyız. Ülkede yeterince ayrışma var, şu aşamada Kürtleri suçlamak yerine birlikteliğe sahip çıkmalıyız. 2015 yılında hala bu cümleleri kurduğumuza inanmak güç fakat sahip olduğumuz durum bunu gerektiriyor maalesef.
Ayrışmaları birleştirecek, gerginliği sakinliğe çevirecek, ellerin birbirine uzanmasını sağlayacak platform siyaset. Fakat fani dünyamızdaki reel-politik ihtiraslar bunun yerine ateşe daha fazla barut atmakta beis görmüyor. Toplumlar için büyük ayrışmalar yada felaketler bir anda olmaz, bir süreç sonucunda birikimle gelir. Şu saatten sonra çevremize itidal önermekten başka çare yok. Daha da büyük bedeller ödemeden barışa ve insanlığa sahip çıkmalı.
Yaşanan pogrom da arkası gelmeyen bir utanç anısı olarak kalsın.
Aksi halde geriye dönüp bakıldığında bu olayı bazı şeylerin başlangıcı olarak görme ihtimalimiz var.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder