25 Aralık 2016 Pazar

Dönüşümün Sembolizmi

AKP daha önceki yazılarımda da belirttiğim ve herkesin üstünde mutabık olabileceği şekilde 2002-2007 arasında reformist ve demokrat çizgi üzerindeydi.[1] Aslında bunun tercihen değil, zorunluluktan olduğu şimdi açıkça görülüyor. Bu konuda o dönemler bolca dalga geçilen "laikçi teyzelerin" de hakkı son yıllarda fazlasıyla teslim edildi. Sonuçta "laikçi teyzeler" diye tabir edilen kesim, kabaca Atatürkçüler ve sekülerler, o dönem yaşanan pozitif gelişmelere rağmen Erdoğan'ın 14 Temmuz 1996'da Milliyet gazetesindeki söyleşisinde kullandığı "Demokrasi bir tramvaydır, gittiğimiz yere kadar gider, orada ineriz." cümlesini unutmamışlardı belki de.

Türkolog ve tarihçi Erik Jan Zürcher "Modern Türkiye'nin Tarihi" adlı kitabında Türkiye Cumhuriyeti'ni 3 parçaya ayırmıştır. 1923'te kurulan 1.cumhuriyet, 1960 darbesinin sonrası 2.cumhuriyet ve 1980 darbesi sonrası 3.cumhuriyet. Kitap 90'lı yıllarda değil de 2016'da yazılsaydı 2011 sonrasını 4.cumhuriyet olarak nitelerdi diye düşünüyorum. 2000lerde asker-sivil dengesi riskli çizgisinden uzaklaşmamıştı. Zaten Erdoğan ve AKP'nin de muhalefete ve kendinden farklı tüm yaşam tarzlarının alanını daraltmaya başladığı yıl 2011 diyebiliriz. Özetle 2002-2007 arası ana aktör oluş ve kendini merkeze koyma, 2007-2011 arası cemaatin etkisiyle mevcut askeri vesayetin yıkılması, 2011 sonrası da Erdoğan ve AKP hegemonyası dönemi. 

Aslında AKP geçtiğimiz 3 yılın, günümüzün ve önümüzdeki yılların da bence 'manifestosu' sayılabilecek bir açıklamayı 2013 yılının Nisan ayında dönemin AKP İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu aracılığıyla yapmıştı[2]:

"10 yıllık iktidar dönemimizde bizimle şu ya da bu şekilde bizimle paydaş olanlar, gelecek 10 yılda bizimle paydaş olmayacaklar. Onlar da şu ya da bu şekilde her ne kadar bizi hazmedemeseler de; diyelim ki liberal kesimler, şu ya da bu şekilde bu süreçte bir şekilde paydaş oldular ancak gelecek inşa dönemidir. İnşa dönemi onların arzu ettiği gibi olmayacak."

Bu açıklamadan sonra Gezi olayları başta olmak üzere muhalif tüm kesimlere karşı alan daraltma politikası gün geçtikçe ivmelendi. AKP ve Erdoğan için demokrasi tramvayından inme zamanı yaklaşmaktaydı.

Yürütülen tüm fiili politikaların yanında yapılan çeşitli açıklamalar ve projelerle de yeni dönemin hazırlığı iyi bir sembolizmle yapıldı. Sembollere verilen öneme göz attığımızda ekonomiden dine, mimariden sosyal yaşama, hatta siyasal rejime kadar atıflar açıkça kendini belli ediyor. Örneğin ihtiyaca bakılmadan yapımına başlanan ve "İstanbul'un her yerinden gözükmesi" planlanan Çamlıca Cami. Yüz milyon liranın üstünde maliyeti olan bu cami tamamen Erdoğan döneminin İstanbul'a imzasının atılması için yapıldı. Tüm çevresel tehdidine ve fizibilitesine bakılmaksızın yapılan Yavuz Sultan Selim Köprüsü de yine dönemin "geçmiş hükumetlerin altında kalmama" kompleksi ve "imza" arzusundan ortaya çıkan bir proje. Maalesef bunların maliyeti de müteahhitlere verilen hazine garantilerinden dolayı halkın sırtına yükleniyor. Geçmeden verdiğimiz köprü ücretlerini Ulaştırma Bakanı da kabul etmişti geçtiğimiz günlerde.[3] Çankaya Köşkü'nün cumhurbaşkanlığı konutu olmaktan çıkarılıp Atatürk Orman Çiftliği içinde inşa edilen Cumhurbaşkanlığı Sarayının(Ak Saray) merkez haline getirilmesi, yeni kurulacak medeniyetin merkezini temsil ediyordu.

Mali reformlardan uzaklaşırken güvenli limanı hatırlatan çıpa şeklindeki lira sembolü de Yeni Türkiye'nin kendini tanıtım aşamalarıydı. İMKB'nin BIST olması temeli olmayan değişimlerden bir diğer örnek. Henüz taslak çalışmaları yapılan Çanakkale Köprüsü ve Kanal İstanbul için de diğerlerine benzer sembolik hareketlerin devamı diyebiliriz.

Sadece sembolizmin üstüne düşmedi tabi ki iktidar. Eğitim formatındaki değişiklikler, iktidarın yargı üstündeki baskısı, yasal dönüşümler.. 2010 referandumundan itibaren hızlanan kanun değişiklikleri hakkında Boğaziçi'nden bir tarih hocamız Tanzimat Dönemi ve cumhuriyetin ilk yıllarındaki yoğunlukta bir değişim olduğunu söylemişti. Bu değişim hızla da devam etmekte.

Bu fiili dönüşüm artık en kritik viraja geliyor: Başkanlık referandumu.

Referandumu sonraki yazıda özetleyeceğim.

[1] - Sosifi - 80 Darbesi Sonrası Türkiye'de Solun Hacmi ve Limitleri
http://sosifi.blogspot.com.tr/2015/04/80-darbesi-sonras-turkiyede-solun-hacmi.html

[2] - http://t24.com.tr/haber/babuscu-onumuzdeki-10-yil-liberaller-gibi-eski-paydaslarimizin-kabullenecegi-gibi-olmayacak,226892

[3] - http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video/566618/Bakan_Ahmet_Arslan_dan_Osmangazi_Koprusu_itirafi__Gecen_de_gecmeyen_de_odeyecek.html