15 Temmuz cumhuriyet tarihimizin en tuhaf gecelerinden biriydi. 28 Şubat'ı saymazsak 1980 darbesinden tam 36 yıl sonra, 2016'da, ilk kez darbe girişimi yaşandı. 12 Eylül'den veya 27 Mayıs'tan farkıysa bu darbenin başarıya ulaşamaması oldu. Köprülerin kapanmasının internete yayılması ve sokaklarda tankların görülmeye başlaması ilk başta kafalarda bir çok ihtimal belirmesine sebep oldu. Darbe şüphesi hemen yayıldı ama siyasi sohbetlerde bu ihtimalin Türkiye için çoktan kalktığı yıllardır konuşuluyordu. Başbakanın NTV'ye bağlanıp ordudaki "bir grubun" kalkışma yaptığını açıklamasıyla 15 Temmuz gecesinin zaman tüneli doğrusal yoluna girdi. Bunu cumhurbaşkanının CNN Türk'e bağlanıp halkı meydanlara çağırması ve TRT'de ordunun yönetime "tümüyle" el koyduğunu belirten bildirinin okunması takip etti. Bu sırada selalar yükseliyor, insanların bir kısmı marketlerde kuyruk oluşturuyor, başka bir kısmı da darbeye karşı durmak için sokaklara çıkıyordu. Bildiri okunduktan yaklaşık 2 saat sonra Süleyman Soylu ve halk TRT'yi deyim yerindeyse geri aldı ve bildiri okutulan spikerle tehlikenin geçtiği söylendi. Bu andan sonra muhalif kesimde tüm bu olanların Erdoğan'ın bir senaryosu olduğu ve bunları başkanlık için son bir mağduriyet yaratmayı amaçladığı düşünülmeye başlandı. Fakat gece ilerledikçe sosyal medyada köprüden, sokaklardan paylaşılan fotoğraf ve videolar durumun tiyatro olmadığını açıkça ortaya koydu. Çünkü işlenilen suçlar öyle boyuta ulaştı ki, bu kadar subayın bir siyasinin senaryosu uğruna bu derecede hayatını karartması düşünülemez. Kimse bunları yapmaya ikna edilemez. Tanklar halkın üzerine sürüp insanları paramparça ediyor, helikopterden yol boyunca kaçan insanlara ateş açılıyor, köprüde yine halk hedef alınıyordu. Ve bunları takip ederken canlı yayında meclisimizin bombalandığına tanık olduk. Bu alçakça saldırılar özellikle darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanacağı belli olmaya başladıkça arttı. Belli ki darbeciler artık bir intihar saldırısı moduna geçmişti. Sosyal medyada Fetullahçı bazı tanınmış kişilerin bazılarının olaydan birkaç gün önce, bazılarının daha da önce darbeyi ve bu zamanları ima ederek attığı twitler paylaşıldı. Emniyette cemaate karşı yapılan operasyonlardan aranan bazı kişiler tanklardan çıkınca durum daha da berraklaştı. Ordu içindeki Fetullahçılar darbeye kalkışmıştı. Darbeye kalkışmalarının sebebini kendilerine yapılacak bir hukuki operasyonun haberini almış olmaları olduğunu düşündüm ki çok geçmeden Ahmet Şık da kendisine gelen istihbarata göre kendilerine o sabah 04:00 da operasyon yapılacağını paylaştı.
ABD Dışişleri Bakanı Kerry bildiri okunduğu saatlerde yaptığı açıklamada Türkiye'de barışın tesis edilmesini dilediklerini söyledi. Sabah darbenin başarısızlığa uğradığı kesinleştikten sonra yapılan açıklamada ise seçilmiş hükumetin yanında olduklarını beyan etti. Bir Amerikan düşünce kuruluşu darbe gecesi Erdoğan'ın Dalaman'dan İstanbul'a uçtuğu saatlerde sürekli uçağın konumunu Twitter'da paylaştı. Bunlar darbeyi açık şekilde Amerika'nın da desteklediği fikrine beni ikna etmeye yetti. Zaten Fetullahçıların Amerika ayağını düşününce bu şaşırtıcı değil. Ayrıca iki haftadır da Amerikan basınında ağırlıklı olarak "Erdoğan'ın tiyatrosu" teması bolca işlendi.
Beni en çok şaşırtan TSK'daki toplam 358 generalden 123'ünün darbe girişiminde bulunması oldu. Fetullahçıların son yıllarda orduda yoğun şekilde kadrolaştığını gerek harp okullarını terk eden arkadaşlarımdan gerekse medyadan biliyordum. Ama üst kademelerde bu kadar çoğaldıklarını görmek çok şaşırtıcı oldu. Tutuklanan generallerin bir kısmı örgütle bağlarını itiraf da ettiler. İfadelere göre 1986 yılından beri askeri lise sınav sorularının Fetullahçılar tarafından kendi öğrencilerine veriliyormuş. Bazı emekli ordu mensuplarına göre şu an ordu içindeki Fetullahçı oranı en az yüzde elli. Bu da ikinci veya üçüncü halkaların bulunabileceği anlamına geliyor. Kendini bilmez halde verdikleri zararları görünce ne kadar tehlikeli bir durumun içinde olduğumuzu anlayabiliriz. Ergenekon, Balyoz ve Casusluk davalarının Fetullahçı bir organizasyon olduğu zaten açıktı. Haksızca, sahte delillerle, berbat muamelelerle ailelerinden koparılan ve hayatlarından yıllar çalınan komutanların bir kısmı şu an görevlerine geri döndürülüyor. Bu işin sevinilmesi gereken boyutu.
Bu girişimin genel hatları ve konuya dair yorumlarım bunlar. Olay sonrası iç politikadaki dinamiklere ve beklentilere ayrıca sivil dengelere de birkaç gün içinde yazacağım yazıda değineceğim.
O gece silahsız şekilde tankların tüfeklerin karşısına geçip hayatını kaybeden tüm vatandaşlara Allah rahmet eylesin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder