Başkanlık Sistemi Erdoğan'ın 2009-2010 yıllarında ifade etmeye başladığı bir öneridir. Henüz Erdoğan ve AKP hegemonyasının tam oturmadığı bir dönemde bu konu gündemde güçlü bir konum elde edememiştir. Hatta konuya milat olarak 23 Nisan 2010 günü başbakanlık koltuğunu bir günlüğüne devralan kız kardeşimizin çıkışını da alabiliriz.[1]
2013 yılında çözüm süreci başladığında iktidar eyalet düzeniyle birlikte başkanlık sistemini iyiden iyiye dillendirmeye başlamıştı. 2015'te çözüm süreci Dolmabahçe Görüşmesi'nin AKP'ye oy kaybettirmesinin ve 7 Haziran seçim sonuçlarının ardından iktidar tarafından rafa kaldırıldı. Başkanlığa giden yol geçici olarak kapanmış gibi gözükse de Erdoğan siyasi dehasıyla bu sefer milliyetçi oylara talip oldu. Çözüm sürecinin ihanet olduğunu düşünen ve bundan geri adım atılmasının doğru olduğuna inanan çeşitli ülkücü çevreler, Bahçeli'nin de güçsüz siyasi duruşuyla 1 Kasım'da AKP'ye kaydı.
1 Kasım 2015 seçimleri sonrası MHP içinde ciddi muhalif sesler yükseliyordu. Meral Akşener, Sinan Oğan, Ümit Özdağ gibi ülkücü cenahın ağır topları kongre çağrısı yapıyordu. Tam da bu noktada Bahçeli-Erdoğan hattında hala detaylarını bilemediğimiz bir hikaye başladı. Yargı yoluyla kongre iptal edildi ve Meral Akşener partiden ihraç edildi. Bahçeli'nin MHP'nin başında kalması bu şekilde sağlandı. Ardından da darbe girişimi sonrası dönemde 2015 yılında rafa kalkan "Başkanlık" tartışması Bahçeli tarafından tekrar gündeme sürüldü.[2]
3 aydır yoğun şekilde gündemin ana konusu 'Başkanlık'. Bu isim halkta negatif bir algı yarattığından olsa gerek daha sonra 'Partili Cumhurbaşkanlığı'na' dönüldü. Konu gündeme geldiğinden itibaren son 3 ayda Türk Lirası Dolar karşısında %21 değer kaybetti. Evet, 3 ayda. Peki piyasaları, biz muhalifleri ve hatta bir kısım AKP'liyi de bu denli rahatsız eden anayasa değişikliği paketi neler içeriyor?
Öncelikle şunu söylemek gerekir ki bu yazının yazıldığı 9 Ocak 2017 itibariyle meclis paketi görüşüyor ve 15 gün içinde oylayacak. En az 330 evet çıktığı takdirde referandum olacak.
Değişiklik paketi neler getirecek, kendimce en önemli maddeleri kısaca özetleyeceğim. Şayet isteyen tamamını açıp okuyabilir.
Yasama, yürütme ve yargı organlarının bağımsız olması, yani kuvvetler ayrılığı, demokratik bir hukuk devletinin olmazsa olmazıdır. Mevcut sistemimizde de yasama, yürütmenin ciddi gölgesinde olmasına rağmen önerilen sistem bunu çok daha kötü bir boyuta taşıyor. Öncelikle yargı tamamen partili cumhurbaşkanına bağlanıyor. 15 üyeli Anayasa Mahkemesi'nin 12 üyesi direkt cumhurbaşkanı tarafından latanacak. 13 üyeli Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 6'sı(Adalet Bakanı ve müsteşar dahil) direkt cumhurbaşkanı tarafından atanırken, geri kalan 7 üye ise mecliste salt çoğunluğu sağlayan (cumhurbaşkanının partisi) vekiller tarafından, yani cumhurbaşkanı tarafından, seçilecek. Yargı bağımsızlığı çöpe giderken, bu da hukuk devletinin resmen sonunu getiriyor.
Partili cumhurbaşkanı olması kendi partisinin vekil listesini yazmasını sağlıyor ve böylece yasamayı direkt tek kişiye bağlıyor. Bunun yanında tüm bakanlar cumhurbaşkanı tarafından atanırken, cumhurbaşkanına istediği bakanlığı kapatma yetkisi veriliyor. Yargı ve yasamadan sonra yürütme de tek elde toplanıyor. Bunun adı sözlük anlamıyla diktatörlük. Kuvvetler birliği.
Cumhurbaşkanı seçimleri ile meclis seçimleri aynı gün yapılıyor. Böylece meclisteki birinci parti ile cumhurbaşkanının partisinin farklı olması imkansız hale geliyor. Cumhurbaşkanı hakkında soruşturma önergesi verilmesi için meclisin 5'te 3'ünün toplanması, soruşturmanın açılması için ise meclisin 2/3'ünün bunu onaylaması gerekiyor. Fiili durumda hem cumhurbaşkanı hem de bakanlar TBMM tarafından denetlenemez hale geliyor. Gensoru hakkı da ortada kaldırılıyor.
Öneriye göre cumhurbaşkanı kararnameler yayınlayarak yasa çıkarabiliyor. OHAL ilan etme yetkisi cumhurbaşkanına veriliyor. TSK cumhurbaşkanın kullanımına veriliyor. (Paketteki ifade bu şekilde)
Bu kadar yetkiye bir kişinin sahip olduğu hiçbir ülkede refah, huzur ve barış yok.
Mecliste gizli oylama yapılırsa teklifin geçmeme ihtimali hiç az değil.
Eğer geçer de referanduma kalınırsa Türkiye 'dönüşümün' kalıcı yumruğuyla karşı karşıya kalacak.
[1] - https://www.youtube.com/watch?v=UiHB3zJlRzk
[2] - http://www.yenicaggazetesi.com.tr/bahceliden-baskanlik-sistemine-tam-destek-147946h.htm
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder